Kentte faaliyet gösteren birçok fabrikanın insan kaynakları ve muhasebe birimlerine her gün yeni haciz yazıları ulaşıyor. Bankalar, finans kuruluşları ve sigorta şirketleri tarafından başlatılan icra takipleri sonucunda çalışanların maaşlarına yasal kesintiler uygulanıyor. İşçilerin maaşlarından belirli oranlarda kesinti yapılarak alacaklı kurumlara aktarılıyor.
Özellikle tekstil sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde çalışan çok sayıda işçinin maaşının hacizli olduğu belirtiliyor. Son dönemde kredi kartı borçları, ihtiyaç kredileri ve çeşitli finansman borçlarını ödemekte zorlanan vatandaşlar hakkında başlatılan takip süreçleri, doğrudan işverenlere gönderilen haciz müzekkereleriyle sonuçlanıyor.
Bir fabrika yöneticisi yaşanan durumu şu sözlerle özetliyor:
"Eskiden ayda birkaç haciz yazısı gelirdi. Şimdi neredeyse her hafta yeni dosyalar geliyor. Muhasebe departmanları haciz işlemleriyle uğraşır hale geldi."
Ekonomik sıkıntının yalnızca çalışanları değil, işverenleri de etkilediği ifade ediliyor. Denizli iş dünyasında son günlerde en çok duyulan cümlelerden biri ise:
"Yaprak kıpırdamıyor."
Tekstil, konfeksiyon, kablo, makine ve yan sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren birçok iş insanı, siparişlerde ciddi daralma yaşandığını, iç piyasadaki talebin düştüğünü ve tahsilatların geciktiğini dile getiriyor.
Artan kira fiyatları, yüksek kredi kartı faizleri, eğitim giderleri ve temel yaşam maliyetleri nedeniyle birçok aile ay sonunu getirmekte zorlanıyor.
Bir tekstil işçisi yaşadığı sıkıntıyı şu sözlerle anlatıyor:
"Maaş yatıyor ama daha hesaba geçmeden kesiliyor. Ev kirası, elektrik, çocukların okul masrafı derken elde kalanla geçinmek çok zor."
Türkiyenin üretim ve ihracat merkezlerinden biri olan Denizlide hem işçinin borç yükü altında ezilmesi hem de iş dünyasının durgunluktan şikâyet etmesi, ekonomideki sıkışıklığın sahaya yansıması olarak değerlendiriliyor.
Sanayiciler üretimin canlanmasını, finansman maliyetlerinin düşmesini ve iç piyasanın hareketlenmesini beklerken; çalışanlar ise maaşlarının daha ilk günden erimediği günleri özlüyor.
Bugün Denizlide birçok fabrikanın koridorlarında aynı soru konuşuluyor: