Bir değil...
İki değil...
Tam üç önemli isim...
CHP'nin eski Genel Sekreteri Gürsel Tekin...
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın...
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir...
Üçü de neredeyse aynı cümleyi kurdu.
Gürsel Tekin;"Tarihe dipnot düşüyorum. 3-4 ay sonra giden milletvekillerinin yarısı baba ocağına geri dönmek zorunda kalır."
Gökhan Günaydın;"Yeni Parti'ye geçenlerin önemli bölümü birkaç ay içinde geri dönecek."
Murat Emir;"Bu yapı kalıcı olmayacak. 3-4 ay içerisinde önemli bir kısmı CHP'ye dönecek."
Şimdi durup düşünelim...
Siyasette kimse geleceği bu kadar net konuşmaz.
Hele ki "3-4 ay" gibi bir zaman vererek...
Çünkü siyasette ertesi gün ne olacağını kimse kesin olarak bilemez.
Peki bu üç isim neden bu kadar emindi?
Neye güveniyorlardı?
Neyi görüyorlardı?
Yoksa kamuoyunun henüz bilmediği gelişmeleri mi okuyorlardı?
Tam da bu tartışmalar sürerken...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında hazırlanan fezleke kamuoyuna yansıdı.
Fezlekede, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı sürecinde menfaat temin edildiği iddiasıyla "zincirleme şekilde rüşvet almak" suçlamasına ilişkin soruşturma dosyası yer aldı.
Dosyada etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadeler, para aktarımına ilişkin iddialar ve basına yansıyan bilgilere göre Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'a ilişkin iddialar da bulunuyor.
Burada önemli olan nokta şudur:
Bunların tamamı iddia niteliğindedir.
Henüz verilmiş bir mahkûmiyet kararı yoktur.
Yargı süreci devam etmektedir.
Ancak siyasette bazen hukuki süreçler kadar siyasi sonuçlar da belirleyici olabiliyor.
Özellikle yürütme organının, soruşturma makamlarının ve TBMM'deki siyasi çoğunluğun karar alma süreçleri üzerindeki etkisi uzun yıllardır kamuoyunda tartışılan konular arasında yer alıyor.
Dolayısıyla hukuki süreçlerin, siyasi sonuçlar doğurma ihtimali de ister istemez gündeme geliyor.
Fezlekenin TBMM'ye ulaşmasıyla birlikte artık yeni bir tartışma başladı.
Özgür Özel'in dokunulmazlığı kaldırılabilir mi?
Dün bu soru birçok kişiye uzak bir ihtimal gibi geliyordu.
Bugün ise artık yüksek sesle konuşuluyor.
Çünkü Türkiye'de son yıllarda görüldü ki;
Hiç kimse hukukun tamamen dışında değildir.
Siyasette "dokunulmaz" denilen birçok isim hakkında soruşturmalar açıldı, fezlekeler düzenlendi ve yargı süreçleri işletildi.
Bu nedenle bugün "Olmaz." demek de kolay değil...
"Kesin olur." demek de...
Asıl dikkat çeken ise başka bir nokta...
Üç önemli CHP yöneticisi neden ısrarla "3-4 ay" dedi?
Neden "belki", "ileride", "zamanla" demediler?
Neden bu kadar net bir takvim verdiler?
Bugün yaşanan gelişmeler, ister istemez bu açıklamaların yeniden hatırlanmasına neden oluyor.
Acaba bu sadece güçlü bir siyasi özgüven miydi?
Yoksa önlerinde gördükleri bir siyasi tabloyu mu kamuoyuyla paylaşıyorlardı?
Belki de hukuki ve siyasi gelişmelerin birlikte şekilleneceğini öngörüyorlardı.
Bunu bugün kesin olarak söylemek mümkün değil.
Ancak bir gerçek var:
Siyasette bazen en önemli ipuçları, yıllar sonra değil...
Söylendiği gün yeterince dikkat edilmeyen cümlelerin içinde saklıdır.
Ve belki de bugün tartışılması gereken asıl konu, fezlekenin içeriğinden önce üç farklı CHP yöneticisinin neden aynı zaman dilimini işaret ederek, aynı kararlılıkla "3-4 ay içinde geri dönecekler" demiş olmasıdır.
Belki gerçekten sadece bir siyasi öngörüydü...
Belki de yaklaşan hukuki ve siyasi gelişmelerin bir okumasıydı...
Bunun cevabını ise önümüzdeki süreçte yaşanacak gelişmeler verecek.