Gündem

SİYASETÇİ NASIL OLMALI

Siyaset... Kelimenin Anlamı Bile Aslında Bir Millete Umut Vermeyi, Sorun Çözmeyi, Adalet Üretmeyi İfade Eder. Oysa Bugün Bu Kelime, Toplumun Önemli Bir Kesiminde Güven Değil Kuşku, Umut Değil Hayal Kırıklığı Uyandırıyor. Bunun Sorumlusu Ne Vatandaş Ne De Demokrasi; Bunun Sorumlusu, Siyaseti Kendi Özünden Uzaklaştıran Siyaset Anlayışıdır.

16 Temmuz 2026
3 saat önce

Bugün hangi görüşten olursa olsun, sokakta herhangi bir vatandaşa "Siyasetçiye güveniyor musunuz?" diye sorun. Alacağınız cevap büyük ihtimalle acı bir tebessüm olacaktır. Çünkü yıllardır aynı senaryoyu izliyoruz.

Seçimden önce verilen sözler... Seçimden sonra unutulan vaatler...

Kürsülerde edilen büyük laflar... Makama oturunca değişen tavırlar...

Dün birbirine en ağır hakaretleri edenlerin bugün aynı masada oturması... Dün "asla" diyenlerin bugün "iyi ki" demesi...

İlke denilen kavram, ne yazık ki birçok siyasetçinin sözlüğünden çoktan silinmiş durumda.

Bugün siyaset; hizmet üretmekten çok algı üretme yarışına dönüşmüş durumda. Gerçekler değil, oluşturulan algılar konuşuluyor. Sorunları çözmek yerine, sorunların üzeri güzel cümlelerle örtülüyor. Vatandaşın cebindeki yangın büyürken, ekranlarda başarı hikâyeleri anlatılıyor. Eleştiriye kulak vermek yerine eleştireni susturmanın yolları aranıyor.

Daha da vahimi, siyaset artık fikirlerin yarışı olmaktan çıktı; makamların, koltukların ve çıkar hesaplarının savaşına dönüştü. Parti değiştirmek ilke değişikliği değil, kariyer planlaması gibi görülüyor. Dün yerden yere vurulan insanlar bugün alkışlanıyor, dün alkışlananlar ertesi gün hedef tahtasına konuluyor. Siyasetin omurgası olması gereken ilke ve ahlak, günlük hesapların gölgesinde eziliyor.

Oysa siyaset, karakteri güçlü insanların işidir. Bugün ise karakterini siyasete göre değiştirenlerin sayısı, maalesef karakteriyle siyaset yapanlardan daha fazla görünmektedir.

Toplum bunları görüyor.

Vatandaş unutuyor sanılıyor ama unutmuyor. Kimlerin dün ne söylediğini, bugün ne yaptığını hafızasına not ediyor. Ancak asıl tehlike, insanların öfkesi değil; umudunu kaybetmesidir. Çünkü bir toplum siyasetçiye güvenini kaybettiğinde, sadece siyaset değil, demokrasi de yara alır.

Bugün geldiğimiz noktada siyaset, ne yazık ki gençlere örnek olamıyor. Çocuklar dürüst olmanın değil, güçlü olana yaklaşmanın kazandırdığı bir düzen görüyor. Liyakat yerine sadakatin, bilgi yerine sloganın, çalışmak yerine görünmenin ödüllendirildiğine tanıklık ediyor. Böyle bir tabloda geleceğe güvenle bakmak mümkün olabilir mi?

En acısı ise herkesin değişmesi gerektiğini söylemesi ama kimsenin kendisini değiştirmemesidir. Muhalefetteyken şikâyet edilen birçok uygulama, iktidar olunca normalleşiyor. Dün eleştirilen yanlışlar, bugün savunuluyor. Roller değişiyor ama zihniyet değişmiyor. Siyasetin rengi değişiyor; yöntemleri ise aynı kalıyor.

Bu ülkenin ihtiyacı daha fazla slogan atan siyasetçiler değildir.

Bu ülkenin ihtiyacı, daha az konuşup daha çok çalışan siyasetçilerdir.

Bu ülkenin ihtiyacı, alkışlanmayı değil hesap vermeyi bilen yöneticilerdir.

Bu ülkenin ihtiyacı, seçime kadar değil, gelecek nesillere kadar düşünebilen devlet insanlarıdır.

Siyaset; zenginleşme kapısı değildir. Yakın çevreyi makam sahibi yapma aracı değildir. Rakibi düşman, vatandaşı seçmen olarak gören bir meslek hiç değildir. Siyaset, milletin alın teriyle oluşan bütçeyi namusu gibi koruma sorumluluğudur. O sorumluluk unutulduğunda, kaybeden yalnızca bir parti değil; bir ülkenin geleceği olur.

Artık siyasetin kendisine şu soruyu sormasının zamanı gelmiştir:

Toplum neden siyasetçiye güvenmiyor?

Belki de cevap çok basittir. Çünkü insanlar artık vaat değil, samimiyet istiyor. Slogan değil, çözüm istiyor. Kavgayı değil, hizmeti görmek istiyor.

Siyaset yeniden itibar kazanacaksa bunun yolu, daha güçlü propaganda yapmak değil; daha güçlü karakterler yetiştirmektir. Çünkü koltuklar geçicidir, makamlar fanidir. Ama dürüstlük, adalet ve vicdan, bir siyasetçinin geriye bırakabileceği en büyük mirastır.

Ve unutulmamalıdır...

Milleti kandırarak seçim kazanabilirsiniz. Algıyla gündemi değiştirebilirsiniz. Gücü elinizde tutabilirsiniz. Ama vicdanların mahkemesinde beraat etmenin tek yolu, millete gerçekten hizmet etmiş olmaktır. Tarih, koltuklarını koruyanları değil; onurunu koruyanları yazar.

En İlgi Çeken Haberler